Ticaret Ahlâkı

İçinde dürüstlüğü, sevgiyi, saygıyı, güven gibi meziyetleri barındıran güzel ahlak; kişisel ilişkilerden toplumsal ilişkilere, ticari ve mesleki faaliyetlerden kamu görevlerine kadar, hayatın bütün alanlarını kapsayan ve mutlaka riayet edilmesi gereken bir erdemdir. Unutulmamalıdır ki; amir-memuruna, işçi işverenine, işveren işçisine, müşteri satıcısına, kişi dostuna, eşler birbirine vs. güvenmezlerse, böyle bir toplumda huzur ve mutluluktan söz edilemez.    İktisadi ve ticari hayatın devamı ve verimliliği de insanların birbirlerine karşı dürüst davranmasına bağlıdır. Ölçtüğünü eksik ölçen, tarttığını eksik tartan, malın gerçek fiyatını söylemeyen, kalitesiz malı kaliteli gibi piyasaya süren, konuştuğu zaman yalan konuşan, karşısındakilere dürüst davranmayan, kısacası güzel ahlakın gereğini hayatının her alanında yerine getirmeyen insanların bu davranışlarını, Müslümanlıkla bağdaştırmak mümkün değildir.

Üzülerek ifade etmek gerekirse günümüzde dürüst ve güvenilir insanların sayısı azaldıkça; can, mal, namus ve nesil emniyeti tehlikeye girmekte, servetler yağmalanmakta, çek ve senetler karşılıksız çıkmakta, insan sağlığını tehdit eden sahte ürünler piyasaları doldurmakta, alış-veriş esnasında insanlar aldatılmakta birçok alanda ahlâki çöküş ve çürümeler ve neticesinde insanlar arasında sosyal çözülmeler baş göstermektedir.

Yüce Rabbimiz, alış-veriş esnasında eksik ölçüp-tartanları kınayıp, diğer yandan da böylesine çirkin bir işe kalkışan ve insan haklarını üzerine geçirenlerin ahirette maruz kalacakları cezalara dikkat çekerek, Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekarlara yazıklar olsun. Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler. Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.” (1)

Yine, ticarette dürüst davranmak, eksik ölçü ve tartı ile satış yapmaktan sakınmak hususunda Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in de şöyle buyurmuştur: “Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. (2)

Sevgili Peygamberimiz de geçmiş milletlerin helakine sebep olan günahlardan birinin eksik ölçüp, eksik tartmak olduğunu haber vererek,(3) bu konuda ticaret erbabını dürüst ve dikkatli olmaya davet etmişlerdir. Yine başka bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmak bir Müslüman’a helal olmaz.” (4)

O halde Müslüman tüccar/esnaf özüyle, sözüyle, iş ve icraatlarıyla doğru olmalı, ölçerek veya tartarak bir şey satarken adeta “kılı kırk yararcasına” dikkatli davranmalı, ölçü ve tartıda hile yapmamalı, kul hakkından sakınmalıdır. Müşterinin gafletinden veya bilgisizliğinden yararlanıp, sağlam veya kullanışlı olmayan bir malı ona satmamalı, kötüyü iyiden ayırmalı, müşterisine mal satarken malının cinsini, özelliğini, kalitesini, varsa ayıp-kusurunu mutlaka söylemelidir. Özü ve sözü doğru olmadıkça işinin de doğru olmayacağını bilmelidir. Sevgili Peygamberimizin zihinlerimizde devamlı tutmamız gereken bir hadisiyle yazımı bitiriyorum: “Kişinin kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Kötülüğünden komşusu emin olmadıkça kişi cennete giremez.” (5)

Mutaffifîn sûresi, ayet:1-6.

Şu’arâ sûresi, ayet:181-183.

Tirmizî, Büyû, 9.

Müslim, İman, 43.

Ahmet b. Hanbel, Müsned, III/198.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir